‘’KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN ANAYASASI AÇIK ALAN YARATMAK OLMALI’’

🔍 Boğaziçi Üniversitesi Finans Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin düzenlediği 2. İnşaat Ekonomisi Zirvesi, GYODER iş birliğiyle Boğaziçi Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. “Kazançlı Yapılar İnşa Etme Sanatı” temasıyla ekonomimizin en büyük dinamiklerinden inşaat sektörünü; geçmişi, bugünü ve geleceğiyle kapsamlı bir şekilde irdeleyen zirvede Kentsel Dönüşüm konusuna özel bir yer ayrıldı. Prof.Dr. Gürsel Öngören’in moderatörlüğünde düzenlenen, gayrimenkul ve inşaat sektöründen temsilcilerin yer aldığı ‘Daha Etkili Sonuçlar İçin Dönüşüm Nasıl Olmalı?’ başlıklı panelde kentsel dönüşümün ülkemizde iyi yönetilmediği konusunda uzlaşan katılımcılar global standartlarda, başarılı kentsel dönüşümün formülleri üzerinde görüşlerini paylaştılar.

“TÜRKİYE’DEKİ KENTSEL DÖNÜŞÜMLERDE KAYBEDEN KENTLER OLDU’’
Kamu ve özel sektöre kentsel dönüşüm konularında danışmanlık hizmeti vermekte olan şehir plancısı Faruk Göksu, Türkiye’de 60’lardan günümüze üç defa kentsel dönüşüm yaşandığını belirterek tüm bu süreçlerin sonunda kamusal alanların önemli bir kısmının yok olduğunu ve kentlerin dönüşüm sürecinden kazançlı çıkamadığını belirtti.  60’lı yıllarda apartmanlaşma ve gecekondulaşma, 80’lerde gecekonduların yıkılıp toplu konut ve apartmanlaşmanın başlaması ve 1999 Marmara Depremi sonrasında başlayan kentsel dönüşüm hamlelerinden bahseden Göksu, başarılı ve tüm paydaşlar için adil olan kentsel dönüşümün ancak kamusal alan yaratmakla mümkün olacağını vurguladı.
İstanbul’da yaşayan hiç kimsenin kendi evinin depreme karşı dayanıklı olduğunu savunamayacağını söyleyen Faruk Göksu, ‘’ Bizim çok acil olarak en az 2 Şişli, 2 Bağcılar, 3 Güngören büyüklüğünde 2 bin hektar açık alan yaratmamız gerekiyor. İstanbul’un kentsel dönüşüm anayasası açık alan yaratmak olmalı. Projelerinde açık alan yaratmayanlara imar hakkı verilmemeli’’ diye konuştu. Panelde dünyada kabul edilen kentsel dönüşüm tanımları üzerinde de duruldu ve kentsel dönüşümün gayrimenkul geliştirme işi değil yoksulluk alanlarında kamu desteğine ihtiyaç duyan uzun vadeli süreçler ve eylemler olduğu ifade edildi.

Omurga Yapı Emlak Yatırımları Direktörü İlhami Akkum ise İstanbul Fikirtepe’de devam eden kentsel dönüşüm örneğinden yola çıkarak bu bölgede yaşayanların %68’inin mal sahibi olduğunu ve kentsel dönüşüm sonrası artık aynı bölgede ikamet etmek istemeyenlerin sayısının %60’ın üzerinde olduğuna işaret etti. Kentsel dönüşümün bir uzlaşma süreci olduğunu belirten Akkum mevcut kentsel dönüşüm örneklerine bakıldığında kamunun ortaya çıkan artı değerden adil pay alamadığına dikkat çekti.

Zirvede Ersun Bayraktaroğlu’nun moderatörlüğünde yer alan panelde ise daha iyi bir 2018 için gayrimenkul sektöründe yapılması gerekenler masaya yatırıldı.

‘’İNŞAAT SEKTÖRÜNÜN FİNANSMANI YOK, EMEKLİLİK TASARRUF HAVUZU KULLANILMALI’’
Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Vedat Akgiray, Türkiye’nin orta gelir tuzağını teknoloji ve inşaat sektöründe doğru hamlelerle aşabileceğini belirtti. Türkiye’nin know-how açısından en iyi olduğu alanların teknoloji ve inşaat olduğunu vurgulayan Akgiray, özellikle inşaat sektörünin finansmanı açısından emeklilik tasarruf havuzundan yararlanılması gerektiğini vurguladı. Panele katılan Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Yüksek Danışma Kurulu Başkan Vekili Mithat Yenigün ise Türkiye’de üretilen konutların sadece %17’sinin kurumsal müteahhitlik firmalarınca yapıldığını belirterek ‘’Ülkemizde adına kart bastırıp müteahhidim diye kendini tanıtan 330 bin insan var. Maalesef üretilen işleri kalitesi çok kötü. Oysa bizim işimizde beton çok önemlidir, betona çocuğunuz gibi bakmalısınız’’ diye konuştu.

Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği Başkanı Ferdi Erdoğan ise İMSAD tarafından düzenli olarak yaptırılan ve sektörün nabzını ölçen endekslerden örnekler vererek inşaat sektöründe ciro endeksi sonuçlarının olumlu olmasına rağmen tahsilat hızı endeksinde sorunlar olduğunu; bunun önemli bir nedeninin sanayicinin Türkiye’nin ekonomik geleceğine olan endişesinden kaynaklandığını aktardı.

RE-PIE Gayrimenkul Portföy Yönetimi Başkanı Emre Çamlıbel ise Türkiye’de 90’lı yıllarda oturma amaçlı konut alınırken 2000’lerde bu eğilimin yatırım amaçlı konut alımına döndüğünü aktardı. Son 15 yılda konut alımının emeklilik güvencesi güdüsüyle pompalandığını belirten Çamlıbel, konut fiyatlarının artmasına rağmen tüketicinin gelirinin sabit kalması nedeniyle kira gelirlerinin artmadığını ve arada önemli bir makas oluştuğunu söyledi. Dolayısıyla emeklilik güvencesi için konut alımını özendiren sistemin artık tıkandığını ifade eden Çamlıbel, sistemin kendini revize etmemesi halinde 2018 yılında konut sektörü için çanların çalacağını sözlerine ekledi.