SOIL-ID Yapı Kimyasalları Sektörüne Yerli Ve İnovatif Bir Soluk Getiriyor

👤SOIL-ID

Tanımayan okurlarımız için Soil-ID’den bahsedelim biraz.

🔍 M. Fatih Önsoy: Hollandalı bir firmayla izolasyon sektörüne giriş yaptık, üretici olmayan sadece uygulama ve satış alanında faaliyet gösteren şirketimizi 2 yılın sonunda, Hollandalı çözüm ortağından ayırdık ve kendi üretimimizi yapmaya karar verdik. Hollanda’dan getirdiğimiz ürünü üretmek için İstanbul’umuzun Kız Kulesi’ ne adadığımız AR-GE çalışmamızı yaptık. Bir senelik bir çalışma sonrasında ürünü ortaya çıkardık. Denedik, başarılı olduk. Bu ürünümüz bir enjeksiyon kimyasalı. Betondan sızan suları gidermek için, tünellerde, yapılarda sızıntıları kesmek için kullanılıyor.

Yani bir sorunu tamir etmek üzere geliştirilen bir ürün.

M. Fatih Önsoy: Örneğin Avrasya Tüneli’nde, TAI’de, birçok marka otelde, HES’de, Muhsin Ertuğrul Sahnesi gibi yapılarda su sızıntılarını gidermek üzere çalıştık. Bu konuda İran Ahwaz eyaletindeki bir metro tüneli projesinde tek teknik yeterlilik alan firma olduk. Bu projede birçok Avrupalı ve Uzakdoğulu rakiplerimiz vardı, hepsini geride bıraktık.
O ürünü ürettikten sonra piyasada nelere ihtiyaç olduğunu araştırdığımızda inşaat sırasında kullanılmak üzere su yalıtımında problemsiz bir ürüne ciddi anlamda bir ihtiyaç olduğunu analiz ettik.
Adına Polimax dediğimiz ürünümüzü bir su yalıtım kimyasalında nelere ihtiyaç olabileceği sorularının tümüne cevap verecek şekilde ürettik ve bu ürünümüzü İzmir’imizin Efes’ine adadık ve ürünün ambalajında Efes fotoğrafına yer verdik.
Piyasadaki hiçbir rakibimizin bizim ürünümüze yakın bir ürünü yok. Soil Polimax hem yerli bir ürün hem de malzememizin yapısı çok farklı. Rakiplerimizin poliüretan enjeksiyon malzemeleri var.
Bizim jelimiz şişmez ve sertleşmez, sürekli esnek kalır. Su gibi düşünün! Suyun geldiği yere enjekte ediyorsunuz. Suyun geldiği yere kadar gidip suyun kaynağında problemi çözüyor.

Önce su gibi davranıyor, sonra jelleşiyor.

M. Fatih Önsoy: Evet, su gibi hareket ediyor, vermiş olduğumuz süre içerisinde suyun geldiği yer neresiyse orada jelleşiyor. Bu sefer ne oluyor, suyun geldiği bütün damarları tıkamış oluyoruz. Şişmiyor ve sertleşmiyor ve hep o formda kalıyor. Ancak poliüretan enjeksiyon malzemesi sunan rakiplerimizin ürünleri şişecek ve sertleşecektir. Sertleştiğinde hareketli yapı çatlayacak, problem devam edecek.
Ürünü geliştirdik, kendimiz, kendi ekiplerimizle uyguladık çünkü ürünün piyasada çok yayılıp fiyatlarının düşmesini istemiyoruz, uygulama kalitesinin düşmesini istemiyoruz. Yurt dışına ciddi manada ihracatını yapıyoruz.

O zaman sizin bir uygulama ekibiniz var, hala devam eden uygulama ayağınız var. Bu ürünün de herhangi bir satıcıya, bayiye dağıtımı yok.

Fatih Önsoy: Şu ana kadar yok. Çok ciddi talepler olduğu halde şimdiye kadar vermedik. Şimdiden sonra bayilikler oluşturacağız ama eğitimlerini tamamladıktan sonra. Bizim kendi kadromuz kadar işi iyi bildikten sonra ürünleri vereceğiz. Su yalıtımında ürün kalitesi kadar uygulama da çok önemlidir.

Bunu en başından sıkı tutmak iyi olabilir çünkü birçok firmamızda böyle sorunlar duyuyoruz. Bayi, usta eğitimleri bir probleme dönüşüyor sonrasında.

M. Fatih Önsoy: Bu imtina ile marka değerimizi çok arttırmış olduk. Yanlış uygulamalar, ürüne duyulan güvende ciddi düşüşlere neden oluyor. MEF Üniversitesi, Antalya’da da birçok otel, Avrasya Tüneli, TAI gibi birçok müşterimiz var. Hiçbiri bizden vazgeçemiyor.
Şimdi artık ürünün yayılma zamanı geldi. Ürün kalitesini ve marka değerini oturttuk.

Soil-ID ne zaman üretim yapmaya başladı?
M. Fatih Önsoy: 5 yıl önce başladık. Yaklaşık 2000 m2 bir fabrikamız, 1000 m2 bir AR-GE merkezimiz var. Bu da kimya sektöründe çok ciddi bir kapasite.

AR-GE merkeziniz hakkında bilgi verir misiniz?

M. Fatih Önsoy: AR-GE bölümümüzde laboratuvarlar ve kendimizi geliştirmek için alanlarımız, ekipmanlarımız var. Aynı zamanda Sakarya Üniversitesi’yle de ortak çalışıyoruz, üniversite - sanayi iş birliği kapsamında.

SOIL PRO ÜRÜNÜMÜZÜ İSTİKLAL CADDESİ YENİLEME PROJESİ SIRASINDA GELİŞTİRDİK

Peki bu AR-GE ekibiniz kaç kişilik?

M. Fatih Önsoy: 6 kişilik bir AR-GE ekibimiz ve Sakarya Üniversitesi gibi bir bilgi kaynağımız var. Ekibimiz kimya mühendisi ağırlıklı, inşaat mühendisimiz de var. Sahadan bilgi ve ihtiyaçları aktarıyoruz. Bunlardan bir örnek de İstiklal Caddesi Yenileme Projesi’nden. Paslanmaz çelik üzerine granitin yapıştırıldığı bir alan için ürün geliştirdik. Hem tramvayın geçişi hem güneş nedeniyle ısınma sonucunda taş sabit kalıyor ancak biliyorsunuz ki metal genleşiyor. Bu durumda ikisi arasındaki yapışkan görevini yapamıyor. Bizim öyle bir yapıştırıcı geliştirmemiz gerekiyordu ki güneş vurduğunda esnerse malzeme de esnesin, hareketlilik olduğu zaman da bırakmasın, yapıştırıcı hiçbir şekilde o granitten ayrılmasın.

Esnek davranan, metale o hareketliliği sağlayabilecek malzeme geliştirdik ve piyasada bu ihtiyaca çözüm sunabilen tek ürün bizim ürünümüz. Bu ürüne Soil PRO adını vererek Çanakkale’mizin Truva’sına adadık ve Yurt dışından ve Yapı Fuarında bu ürünümüzün gördüğü ilgi bizleri bile şaşırttı.

Patentini aldınız mı? İlk defa siz fuarda mı tanıttınız bu ürünü?

M. Fatih Önsoy: Hayır, direkt projeye özel olarak ürettik. İnovasyon çalışmasını onlarla yaptık. Sonrasında diğer projelere yönlendirdiler, talep arttı. Projeye özel üretmiştik, neticede pazarda bir ihtiyaca cevap veren ürüne dönüştü artık.

Bu ne zaman gerçekleşti?

M. Fatih Önsoy: Yaklaşık 1 sene içerisinde. Biz bilerek bazı şeylerin patentini almıyor, gizli tutuyoruz. Patent aldığınız zaman teknik detayları açıklamak zorunda kalıyorsunuz. Şimdi bazı firmalar bu tip bir problemi çözecek ürün geliştirme konusuna yoğunlaşmış, uğraşmışlardır üzerinde. Birkaç eksiği de bizden tamamlamasınlar diye gizli tutuyoruz. Ticari sır şeklinde şu anda. Patent için kısmi olarak açıklamak zorundasınız.

Nereye ihracat yapıyorsunuz?

M. Fatih Önsoy: Şu ana kadar yaptığımız ihracatlar Gürcistan, İran, Mısır, Katar, Kuveyt, Bahreyn, Fas var. Somali, Rusya, Filipinler ve Sudan çok yakında. Arap ülkeleri çok ağırlıklı çünkü biz pazar olarak ilk etapta onları seçtik.Avrupa’ya bu ürünü pazarlamanın bir anlamı yok. Bir sürü markaları var ve bu kadar inşaat potansiyeli yok. Şu an inşaat sektörü Rus, Arap ve Afrika ülkelerinde sürüyor. Biz de hedef olarak bu ülkeleri seçtik.Yapı fuarının öncesinde Türk-Arap fuarı vardı. Oradan da gelenler vardı. Yıl sonuna kadar ciddi bir ihracat hedefi tutturmayı planlıyoruz. 2018 hedefimiz 10 ülkeye 5 milyon avroluk ihracat gerçekleştirmek. 2019 hedefimiz ise 25 ülke, 20 milyon avro şeklinde…

Bu kadar inovatif ürünler ortaya çıkarıyor olmanızın sırrı nedir? AR-GE’de farklı bir yaklaşımla mı çalışıyorsunuz?

M. Fatih Önsoy: Biz, Türkler gerçekten zeki bir milletiz ve geliştiriciyiz. İmkan verildikten sonra geliştiririz, yaptığımız tek şey bu. Biz kendi imkanlarımızı bir araya topladık ve arkadaşlarımızı serbest bıraktık. Herkes serbest bir şekilde çalışma yapıyor. Hedefimiz belli ve herkes o hedefe koşuyor.

AR-GE’ye ayırdığınız bütçe de yüksek o halde?

M. Fatih Önsoy: Ciddi bir bütçe ayırdık. Hatta o dönemde baktığımız zaman kendi çapımızdan oldukça büyük bir bütçe ayırdık. Ama sonuçta bize ülke olarak da kazandıracak tek şey AR-GE ve inovasyon.

Yani pazarın neye ihtiyacı varsa biz onu geliştirdik. Hatta bunlardan birkaçı da müşteri talebi üzerine gelişti.

AR-GE projelerinizi bir turizm desteği haline getiriyorsunuz, bu çalışmanızdan bahseder misiniz?
Her AR-GE çalışmamıza başladığımızda, o çalışmayı bir turistik yere adıyoruz. Ürün haline geldiğinde ise o ürünün ambalajında, etiketinde üzerine Türkiye turizm logosuna ve o yerin fotoğrafına yer veriyoruz. Kapakta ise ilgili yeri anlatan değişik dillerde hazırlanmış tanıtımlar yer alıyor. Ürünlerimizin ulaştığı her yerde ülke tanıtımımıza bu şekilde katkı sağlıyoruz.

Yapı Fuarı Soil-ID için nasıl geçti?

M. Fatih Önsoy: Yapı Fuarı’na markamızın bilinirliği artsın, sektörümüzde neler oluyor görelim, müşterilerimize ürünlerimizi daha iyi anlatalım şeklindeki amaçlarımızı gerçekleştirmek için katılıyoruz. Amaçladıklarımıza ulaştığımızı söyleyebilirim. Fuar, markamız açısından gerçekten başarılıydı. Fuarlardan gereksiz kalabalık beklentimiz hiçbir zaman olmaz. Standımıza gelen herkes direkt, nokta atışı, hedef tüketici olmalı. Fuarın Soil-ID için iyi geçmesinin bizimle ilgili nedeni ise ürünlerimizin pazarda rakipsiz olmaları. Hepsi bir AR-GE sonucunda ortaya çıkmış ürünler. Hepsi konusunda çok iddialı ürünler ve anlatma fırsatı bulduğumuzda bu durum direkt olarak satış veya iş birlikleri şeklinde sonuçlanıyor.

KALKINMA AJANSI İNOVASYON YARIŞMASINDA 14. OLDUK

Biraz o inovatif ürünlerinizden bahsedebilir misiniz?

M. Fatih Önsoy: Pazarda ihtiyaç duyulan ürün özellikleri üzerine düşündük, analiz ve tespit ettik. Neye ihtiyaç var pazarda, nerelerde sıkıntı var, hangi ürüne talep var? Sonraki aşmada bir sıralama yaptık. Sıraladığımız problemleri nasıl çözeriz sorusuna AR-GE’mizle oturduk, cevap aradık.
Bir de müşteriden gelen talepler oldu bu sırada. O talepleri de değerlendirdik. İhtiyaçlara cevap verecek şekilde ürünler geliştirdik. Müşterilerle paylaştık, denemeler yaptık. Sonra da baktık ki doğru ürünler çıktı ortaya, ardından ürüne dönüştürdük. Bu çalışmalarımızla Kalkınma Ajansı’nın inovasyon yarışmasına katıldık. O inovasyon yarışmasında yaklaşık 4000 üretici firma arasından 14. olduk.
Mısır’dan bir müşterimizin önerisi ile yaptığımız AR-GE çalışmasında poliüretan malzemeden bir seramik yapıştırıcısı ürettik. Bu yapıştırıcı betondan hemen sonra uygulanıyor hem su yalıtımı hem de yapıştırıcı olarak kullanılıyor. Böylece beton, sonrasında koruma şapı, ardından seramik yapıştırıcısı gibi 3 aşamalı uygulamayı tek aşamaya düşürüyor. Zaman ve maliyet tasarrufu sağlıyor. Bu ürünümüzü de Kapadokya’mıza adadık şu anda Mısır’da hem Poli Cera’mız hem Kapadokya’mız tanınmaya başlandı.

Ürün gamınız nasıl genişledi?

M. Fatih Önsoy: Jel ürünümüzden sonra sürülebilir bir izolasyon uygulama malzemesine ihtiyaç olduğunu gördük. Eski teknolojilerin yerine yenisinin gelmesi gerekiyor. Yenisi de sürülebilir, püskürtülebilir izolasyon malzemeleri. Hem uygulamasının hızlı olmasından hem de yapıya değer katmasından dolayı artık sıkça tercih edilen bu ürünlere, problemlerinin daha az olmasından dolayı ihtiyaç vardı. Biz de hem sürülebilir hem makinayla püskürtülebilir hem de renkli bir izolasyon malzemesi ürettik. Yapışkan özelliği çok yüksek ve dış darbelere ve etkenlere karşı dayanımı çok yüksek. Böylece isterse son kat ürünü olarak da kullanabilir, dedik.

HEM İZOLASYON HEM SON KAT ÜRÜN

Soil Polimax bir su yalıtım malzemesi ancak bir granit gibi mermer gibi kullanılabilir. Mesela terasınızda epoksi gibi malzemeye püs-kürtüyorsunuz, seramik niyetine son kat ürün olarak kullanılıyor. Normalde nasıl yapılıyor: Beton, betondan sonra izolasyon, sonra koruma şapı, ardından seramik yapıştırıcısı ve seramik. Biz ne yapıyoruz? Beton uygulaması bittikten sonra direkt bu polimax malzememizi kullanıyoruz. Maliyetten de kurtarmış ve sağlam bir izolasyon malzemesi vermiş oluyoruz. Bunun alternatifi benzer bir üründe yok. Birçok özelliği bir arada topladık ve kompakt bir ürün ortaya koyduk.

Ürüne ilgi nasıl?

M. Fatih Önsoy: Tepkiler çok güzel. Sektör profesyonelleri standımıza geldiği, ürünümüzü görüp anladığı zaman gerçekten çok mutlu oldular. Bir Türk firmasının bunları üretebilmesi onları da mutlu etti, bunu gördük. Uzun yıllar sektörde çalışmış insanlar ciddi anlamda ilgi gösterdi. Şu anda onların birçoğu ile görüşmeye ve projeleri konuşmaya başladık. Yeni projelerde görev almaya başladık. Bu projelerde eskiden Alman firmalarının ürünleri vardı. Avrupa’dan ithalat yapacaklarına, yerli bir firmayla çalışacaklar, bizim ürünümüzü kullanacaklar.
Bu ürünün şu anda yaklaşık 12 ülkeye ihracatı gerçekleşiyor ve devamı olacak. Çok ciddi anlamda siparişler aldık. Yaklaşık olarak 1-1,5 milyon avro kadar sadece bu ürünün siparişi var şimdilik.
Fabrikamızda bir ihracat ekibimiz var. Şu anda en büyük hedefimiz ihracat. O yüzden de her ülkeye özel çalışmalar yapıyoruz. Yurt dışında pek çok fuara katılıyoruz.

Hangi fuarlara katıldınız?

M. Fatih Önsoy: Mesela İran’da, Umman’da, Mısır’da, şimdi yeni dönemde Katar’da katılacağız. Belirlediğimiz birkaç Afrika fuarı var. Bunlarla Hindistan’a gitmeyi düşünüyoruz çünkü ciddi pazarlar var. Rakiplerimiz ve onların açıkları belli, bizim katacağımız değerler belli.
Bu açıdan bakıldığında avantajlarımız çok fazla. Bunları kullanarak ihracatımızı arttıracağız. Böylece ülkemize para kazandırmış, döviz getirmiş olacağız.

Farklı kategorilerde ürünleriniz var mı?

M. Fatih Önsoy: Yapıştırıcılar geliştirdik. Her şeyi her şeye yapıştırır tarzında yapıştırıcılar yaptık. Ahşap için özel bir yapıştırıcı yaptık. Betondaki tamir olaylarını gerçekleştirebilecek yapıştırıcılar geliştirdik. Dilatasyon dediğimiz birleşme noktaları var, onlar için özel izolasyon malzemeleri ürettik. Çalışmaya da devam ediyoruz bu ürünlerle ilgili ve poliüretan malzemelerle ilgili. Listemizde olan hedef ürünler var, onlar üzerinde AR-GE faaliyetleri yürütüyoruz. Bunlardan biri sıva. Kaba sıvayı poliüretan bir malzemeyle yapıp hem su hem güneşe karşı izolasyonunu, birçok şeyi tek elden yapabilecek bir ürün üzerinde çalışıyoruz.

Ürünlerinizde ve üretim yöntemlerinizde çevreci yaklaşımlar benimsiyor musunuz?

M. Fatih Önsoy: En önem verdiğimiz konulardan biri de çevre. Hiçbir atığımız yok. Çevreye zarar verebilecek hiçbir maddemiz yok. Petrol türevi hiçbir şey yok ürünlerimizin içeriğinde. Malzemelerimizin hepsi içme suyu depolarında dahi kullanılabilir seviyede zararsız, insan sağlığını tehdit etmeyen ürünler.
Bu petrol türevi malzemeler çevre için ciddi tehdit oluşturuyor, biliyorsunuz, yapıya zarar veriyor. Aynı zamanda kanserojen yapılar da içeriyor. Yangın hızlandırıyor. Bizim ürünümüz yanmıyor mesela, hiçbir şekilde tutuşmuyor.

Cephelerde de kullanılabilir mi o halde?

M. Fatih Önsoy: Cephelerde kullanılmak için çalışmalarını yapıyoruz. Hem ısı yalıtımı hem su yalıtımı özelliği olan... İzolasyon malzemesi tutuştu, hastane yandı şeklindeki haberleri duyuyorsunuz sık sık. Bunu engelleyecek bir ürün ortaya koyacağız.

TÜRK MALINA OLAN GÜVENSİZLİK KENDİ ÜLKEMİZDE DAHA FAZLA

Yerli olduğunuz için tercih edilmediğiniz oluyor mu peki?

M. Fatih Önsoy: Bizim yaşadığımız en büyük sorun Türk malına olan güvensizlik aslında bu bir özgüven eksikliği. Biz yapmış olduğumuz ürünü birçok ülkede kabul ettirebiliyoruz, birçok ülke 100 Yıllık üretici Alman devlerinin ürününü bırakıp bizim ürünümüzü tercih ediyor.
Ancak kendi ülkemizde bazı önyargılı proje şefleri, müdürleri ürünü incelemeden, hiçbir şey duymadan Türk malı olduğunu duyunca olmaz diyebiliyor. Buna bir örnek de aslında ülkemizin savunma sanayindeki başarısı… Birçok yeni Türk malı silah ile dünyanın önüne geçmeye başladık ve bunu bizim gibi Türk mühendisleri yaptı. Sadece kendimize güvenelim, yapamayacağımız bir şey yok.

YERLİ MARKALAR İÇİN ÖZEL TEŞVİKLER BEKLİYORUZ

M. Fatih Önsoy: Devletin bu konuyla ilgili bir şeyler yapması lazım. Hem teşvik lazım hem de liste oluşması lazım. En azından devlet kendi binalarında, belediyelerinde kullanmalı ve bu markaları, bu ürünleri ben test ettim, onayladım, bu marka doğru bir markadır demeli. Türk markalarına desteklerini devlet de büyütmesi lazım. Biz nasıl yurt dışına bu ürünü satıp para getirmek istiyorsak devletin de bizi desteklemesi gerekir.

Büyük bir Alman firmasından çok daha kaliteli bir ürünümüz var ama yerli ürün olduğumuz için önyargılara takılıyoruz.

Soil-ID Satış ve Pazarlama Müdürü

Mustafa Şükür: Her zaman Avrupa’yı örnek alıyoruz ya… Bizim su izolasyonu sağlayan membran dediğimiz malzeme Avrupa’da yasaklı. Bunu merak etmek gerekir. Neden yasakladınız? Siz bunu bize izah edin, biz de ülkemizde bunu kullanmayalım ya da bunu bir şekilde sonlandıralım diyebilmeliyiz. Bu çok önemli bir şey.
Çok önemli bir detay da vermek isterim. 2018’de uygulamaya geçen yeni bir kanun var.
Artık inşaatı yapan müteahhit 3 sene boyunca su izolasyonundan sorumlu olacak. Dolasıyla müteahhit alacağı malzemeyi kaliteli seçmek zorunda artık. Membran 3-5 ay sonra defekt vermeye başlıyor. Bunun yerine sürülebilen, reaksiyonunu beton üzerinde tamamlayan ve betonla bütünleşen bir malzeme tercih edilmek zorunda çünkü malzeme beton üzerinde reaksiyonunu tamamladığında betonla bütünleşip yapışıyor. Membran bitmiş bir ürün, beton bitmiş bir ürün. İki bitmiş ürünü birbirine kaynak yaptığınızda, ileride soğuk- sıcak farkından dolayı araları açılacaktır. Ayrıca membran bir kaplama gibi olduğundan, herhangi bir yerinde gerçekleşebilecek bir hasar tüm yapıya zarar verecektir. Sonuçta membran bir izolasyon malzemesi fakat bir hasardan sonra suyu içine alacak ve dışarı vermeyerek tüm yapıyı su içinde bırakacaktır. Aslında bir tehdittir membran. Dolayısıyla sürme veya püskürtme tipli, betona yapışan ve bütünleşen malzemeler ön plana çıkıyor artık.

Turquality desteği almayı düşünüyor musunuz?

M. Fatih Önsoy: Tabii ki Turquality desteği almayı düşünüyoruz ve şu ana kadar yapmış olduğumuz yatırımların tamamını kendi kay-naklarımızla, hiçbir destek almadan yaptık. Şimdiden sonraki büyüme çalışmalarında gerekli desteklere ulaşacağız. Ancak söylemeden edemeyeceğim; desteklere ulaşmakla kaybedeceğimiz vakti biz çalışmaya harcıyoruz açıkçası. Bürokrasiyle uğraşacağımıza kendi işimizi büyütmeye çalışıyoruz.
Turquality’den fayda sağlayan birçok firma oldu. Aynı zamanda şirketlerin kurumsallaşmasına katkı sağlayan bir vizyonu olduğu için…

M. Fatih Önsoy: Turquality çalışmalarını, TİM’in çalışmalarını gerçekten çok beğeniyorum. Türk İhracatçılar Meclisi özellikle çok iyi çalışıyor. Onlarla ilgili biz de daha çok talep göstereceğiz. Yurt dışında özellikle daha fazla çalışmalar yapacağız.

Spesifik olarak beklediğiniz bir teşvik var mı biraz önce bahsettiğiniz yerli üreticileri destekleme konusunun dışında?

M. Fatih Önsoy: Yerli markaların tercih edilmesi için devletten teşvikler bekliyoruz. Türkiye’de üretilen aynı kalitede bir ürünün dışarıdan alınmaması gerekir. En azından devlet projelerinde alınmaması gerekir.
Aynı zamanda ürünlerimizi dışarıya pazarlayabilmemiz için daha efektif, daha hızlı ulaşılabilir desteklere ihtiyacımız var. Bir fuara katılıyoruz. Bunun desteğinin bize gelmesi, bürokrasiyi geçmemiz çok uzun bir süreç. Bize daha efektif destekler verilmesi gerekiyor. Böylece daha çok fuara katılmamız sağlanır. Mesela devlet, karşılayacağı tutarı onaylı fuarlarda bizim adımıza ödesin, biz de o işe ayırdığımız finansı diğer fuar katılımları için kullanalım.
Biz ihracatçılar olarak bu ülkenin bir nevi satış ekibiyiz. Biz farklı ülkelere ürün satıp, ülkemize para getirmeliyiz. Bu konuda da devletimizden beklentimiz daha kolay ulaşılabilir ve kolaylaştırıcı destekler…

Yurt dışında Türk malına karşı algı biraz değişti değil mi?

M. Fatih Önsoy: Yurt dışında yaşadığımız deneyimlerden yola çıkarak şunu söyleyebilirim; gerçekten ürünün kalitesine ve spektlerine göre sipariş veriyorlar, ürünü değerlendiriyorlar. Aynı zamanda Türk markasına güveniyorlar.
Türkiye’de karar verici duygusal hareket ediyor. Markasına göre, menşesine göre hareket ediyor. Ama işte bir Faslı bizim ürünümüzü aldı, denedi, diğerleriyle karşılaştırdı, bizi tercih etti. Katar, Mısır, Gürcistan, İran, Bahreyn, Kuveyt aynı şekilde. Fiyat ve ürün performansını değerlendirdi. Bizim fiyatımız Almanların fiyatında yüksek olduğu halde bizi tercih etti. Çünkü aynı zamanda performansı çok yüksekti ürünümüzün. Ama bizde böyle olmuyor. Bazen Türk malı diyor ve yanına hemen üç beş eksik ekliyor.