Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

SÜRDÜRÜLEBİLİR ŞEHİRLERİN YOLU PLANLI VE KALİTELİ YAPILAŞMADAN GEÇİYOR

Siltaş Yapı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Murat Özdemir, sürdürülebilir şehirler için şehirciliğe verilen önemin artması gerektiğini vurguladı.

Her yıl 8 Kasım’da kutlanan Dünya Şehircilik Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Murat Özdemir, özellikle büyük şehirlerde yaşanan sorunların kontrolsüz şehirleşme sonucu oluştuğunu belirtti. Şehir planlamasının bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini söyleyen Murat Özdemir, gelecek nesillere şehircilik anlayışına uygun, sağlıklı, dayanıklı ve çevreci yapılar bırakmanın bir sorumluluk olduğunu, özellikle deprem riski olan Türkiye’nin depreme dayanıklı, güvenilir, yenilikçi ve sürdürülebilir konutlara ihtiyacı olduğunu belirtti. Yeni projelerin Deprem Yönetmeliği’ne uygun olarak, kaliteli mühendislik hizmeti altında, ileri teknoloji malzemelerle tasarlanması gerektiğini belirten Özdemir, mevcut güvensiz yapıların da bu çerçevede yenilenmesinin şart olduğunu söyledi.

KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN İYİ DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKİYOR

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın verilerine göre Türkiye’deki yaklaşık olarak 20 milyon yapı stokunun 7,5 milyonunun risk altında olduğunu hatırlatan Özdemir, kentsel dönüşüm fırsatının iyi değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin yüzölçümünün yüzde 92’sinin deprem kuşağında bulunduğuna dikkat çeken Özdemir, ‘’Kentsel dönüşümün sağlıklı bir şekilde sürdürülebilmesi için vatandaşlara büyük rol düşüyor. Halkımızın büyük çoğunluğu oturdukları binanın riskli yapı olup olmadığının ne yazık ki farkında değil. “Kentsel dönüşümün girmediği yerlerde oturan vatandaşlarımız yaklaşan Marmara depremine hazırlıksız. Bu durum ülkemiz için çok büyük bir tehlike arz ediyor.

6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun’a göre riskli yapı; ekonomik ömrünü tamamlayarak teknik verilerle yıkılma ve ağır hasar görme riski tespit edilmiş olan yapılar olarak belirtiliyor. Bu doğrultuda özellikle 2000 yılından önce yapılmış binaların çoğu riskli bina sınıfına giriyor. Yapımında hazır beton kullanılmaması, bodrum katında rutubet olması, kolon ve kirişlerde paslanmalar ve çatlaklar bulunması, bodrum katlarında su izolasyonu olmaması, tadilatlar nedeniyle taşıyıcı kolon ve kirişlerin kesilmesi bir binanın riskli yapı olduğuna işaret ediyor. Özellikle bu olumsuz özelliklere sahip binalarda oturan vatandaşlarımızın, riskli yapıların hayati önem taşıdığını unutmayarak binalarını yenileme konusunda gerekli çalışmaları acilen başlatmalarını tavsiye ediyoruz” dedi.