Yeni tasarım ve içeriğiyle okurlarıyla buluşan Türkiye’nin en köklü inşaat dergisi olan İnşaat Dünyası dergisi, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaat ve yapı sektörünün uluslararası gelişimini ana misyonu olarak görür ve yıllardır ödün vermediği yayıncılık çizgisini sürekli geliştirerek bu misyonu gerçekleştirmeyi hedefler.

ODE YALITIM 2020 YILINDA 400 MİLYON CİRO HEDEFLİYOR

[kutusol=5383] ODE Yalıtım sürekli büyüyor. Rakamsal olarak mevcut durumu açıklar mısınız?
ODE Yalıtım olarak 2017 yılında büyümemiz %30 olarak gerçekleşiyor. Bunda yeni kapasitemizin devreye girmesinin de rolü var. Stratejik iş planımızda her sene %25 büyümeyi hedefledik ve 2020 yılında 400 milyonun üzerinde bir ciro hedefliyoruz. Bu sene bu hedefin biraz üzerinde gittiğimizi de söyleyebiliriz.

Bu sene için beklentinin üzerinde bir büyüme gerçekleştirdiğimizi söyleyebiliriz.
Burada şunu vurgulamak lazım; artan hammadde fiyatları ve döviz kurlarından dolayı miktarsal olarak bir büyümeden ziyade ciro olarak bir büyümeden söz edebiliriz. Bu tabii bir tek ODE’ye has bir durum değil, sektördeki tüm firmalarda böyle. Büyümeyi şöyle söyleyeyim, miktarsal olarak %15 büyüyorsunuz, birim fiyatlarda da %15 artış olunca toplamda %30 büyüme oluyor. Stratejik iş planımızdaki  %25 hedefimiz ciro bazında bir hedeftir. Şu an miktarsal ve birim fiyat olarak toplamda büyümemiz %30’un üzerinde.
Aslında yapacağımız yatırımlarla ilave fiyat gelmesini, birim fiyat olarak artışlarla birlikte ciro bazında her sene %25 büyüme hedefi koyduk kendimize. Geçen sene cam yünü üretimimizde kullanılan fırınlarda gerçekleştirdiğimiz bir yenilikle, bu sene Eskişehir’de membran fabrikamızın devreye girmesiyle kapasitemizde artış oldu. Bu bize miktarsal bir büyüme getirdi. Hammadde ve birim fiyatlardaki artıştan dolayı da toplamda %30’a yakın bir büyüme gerçekleştirmiş olduk.[kutusag=5384] 

ÖNGÖREMEDİĞİMİZ TEK ŞEY DÖVİZ VE HAMMADDE FİYATLARI
Bunu şöyle yorumlayabiliriz; bizim şu an üretim yapmış olduğumuz ürünlerde toplam pazar payımız %10 ile %40 arasında değişiyor. Özellikle şu an yatırım yaptığımız ürünlerdeki pazar payımız, göreceli olarak %10’lardadır. Pazarda %10 bir daralma olsa bile bizim %20-25 büyümemiz pazar payını %10’lardan %12-13’lere getiriyor. Bu anlamda da biz Türkiye’nin yalıtım pazarının belli bir büyüklükte olduğunu, ekonomi, konjonktür ne kadar değişken olsa da yatırımcı ne kadar isteksiz olsa da bu pazarın %10-15’ten daha radikal bir daralma gerçekleştirmeyeceğini öngörüyoruz. Diğer taraftan da biz ODE olarak gerek rekabette, gerek ürün kalitesinde, gerek marka olarak mevcut pazardan orta ve uzun vadede daha doğru ve daha iyi bir konuma geçmeyi hedefliyoruz.

Tüm iş rakamlarımızda da gerek kapasiteler, gerek ürünler, gerek pazar paylarını bu algoritmalarla oluşturarak kendimize bir büyüme hedefi koyuyoruz. Öngöremediğimiz tek şey döviz ve hammadde fiyatları.
Hatta örnek vermek gerekirse, 2016 Ocak ayında bitümün fiyatı yaklaşık 0.37 lira/kg iken şu an rakam 1.2lira/kg. Baktığımızda yaklaşık 17 ay içerisinde neredeyse 3 katı kadar bir artış gösterdi. Bunu da kimse öngöremedi.
BONKÖR YATIRIMLAR YAPTIK
Pazardaki rakiplerin ürünlerine göre ODE’nin ürünlerinin kalitesini daha somut anlatabilir misiniz?
Biz geçen sene cam yününde, Çorlu’da yaklaşık olarak 6 milyon euroluk bir yatırım yaptık. Cam yünü üretiminde fırınların yaklaşık 7-8 senede bir değiştirilmesi gerekiyor. Biz orada cam yünü fırınını besleyen enerji sistemini değiştirdik. Şu an kendi enerjisini üretiyor. Bu bize fırın ömrü olarak ilave 2-3 yıl daha kazandırdı. Bu yatırımla birlikte cam yününde kalite beklentilerimiz ve gerçekleştirme yüzdemiz çok yükseldi. Bunun pazarda da birebir karşılığını görebiliyoruz. Bu anlamda teknolojiye, AR-GE’ye yatırım yapmak, en önemlisi pazarlama alanında markaya yatırım yapmak çok önemli. ODE’nin hiç yatırım yapmadığı sene bile ciddi marka yatırımları oluyor. Bu bize ürün kalitesi, pazar payı ve marka algısı olarak bir dönüş sağlıyor.

Ürün kalitesi konusunda, sadece membran yatırımı yapmadık, Eskişehir’de, Orhan Bey’in deyimiyle 2030 yılının teknolojisiyle bir kampüs inşa ettik. Kendi enerjisini kendisi üreten akıllı ve çevreci bir bina yaptık. Önümüzdeki dönemde birkaç ilave ürün yatırımı yapmayı planlıyoruz. Eskişehir’deki tesisimizi biz sadece membran için kurgulamadık. Eskişehir’de bir aksilik olmazsa bundan sonraki yatırım elastomerik kauçuk köpüğü olacak. Bu tesisi planladığımız şekilde iki fazda hayata geçirdiğimizde, üretim kapasitesi şu anki Türkiye pazarının yaklaşık iki katı olacak. Bunun %70-75’lik bir kısmını ihracatta değerlendirmek gibi bir projemiz var. Bunun belli ülkelerde belli şekillerde markalaşarak dağıtımını hedefliyoruz. Şu an ürünü Çorlu’da üretiyor olmamız ve pazarda faaliyet gösteriyor olmamız bizim için avantaj; ama biz segmentasyon çalışmalarını bitirerek, belli pazarlarda markalaşarak, ilerideki yatırımımıza ciddi bir alt yapı oluşturmayı hedefliyoruz. Bu anlamda da bizim Turquality’de beş tane öncelikli, sekiz tane de ikinci öncelikli pazarımız var. Toplam on üç ülkede bugün ODE markasını daha derinleştirmek için çalışıyoruz. Her sene de belirli bir bütçe ayırarak bu konuda adımlarımızı atıyoruz.

Geçen sene cam yününe yaptığımız yatırımın bu sene çok güzel sonuçlarını aldık.  Membranda yaklaşık 12 milyon metrekare kapasitemiz varken, toplamda 32 milyon metrekare kapasiteye çıktık. Birkaç yıl içinde kapasite kullanım oranımızı yükseltmek zorundayız. Bu  başlı başına bir zorluk, bir meydan okuma.

Birçok öngörünün yapıldığı, rekabet içinde bize avantaj sağlayan, çok bonkör davrandığımız yatırımlar bunlar.
Bunun bize orta ve uzun vadede hem kalite hem ürün anlamında bir rekabet avantajı yaratacağına inanıyoruz.

ODE’nin en önemli özelliği  kısa vadeli değil, orta ve uzun vadeli yatırımlar yapmasıdır. Şu anki membran yatırımı belki zamanlama olarak çok uygun değil ama biz inanıyoruz ki orta vadede ODE olarak payımız artarak ilerleyecek, membran pazarını daha iyi bir hale getireceğiz.

Turquality’nin verimi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Turquality kaliteli ürün pazarlayan firmalara güzel teşvikler veriyor. Biz Turquality sürecine girerken stratejik iş planı hazırladık.
ODE olarak eksik olduğumuzu düşündüğümüz bazı departmanlarla ilgili bazı projeler gerçekleştirdik. Bu projelerin de ODE’ye ciddi anlamda değer kattığına inanıyoruz. Turquality felsefesine çok inanıyoruz, o süreçlerin içinden geçerken, programa kabul edilirken bize ciddi anlamda gelişim sağladığına inanıyoruz. Fakat hedef pazar olarak belirlediğimiz ülkelerde yaptığımız faaliyetlerin karşılığını doğru bir zamanlamayla almak konusunda gelişime açık yönlerinin olduğunu söylemek lazım.

Beş yıllık dönemde değişen bazı uygulamalar, ülke bazında değişiklik içermesi gibi süreçlerde bizim adımıza da iyi ve kötü yönleri oldu.
Fakat geneline baktığımızda biz felsefe olarak da bütün olarak da doğru bir uygulama olduğunu ve ODE’nin de bu uygulamanın içinde olması gerektiğini düşünüyoruz. Biz ilk beş yılımızı tamamladık. ikinci beş yılımıza da geçen sene itibariyle hak kazandık. Şu anda da kendimize 13 ülke belirledik. Bu on üç ülkede de yaklaşık olarak 3 yıllık bir pazarlama planı oluşturduk.

Yurt dışında markanızla ilgili neler yapıyorsunuz?
ODE markasının tanıtımından, çeşitli dergilerde, sektörel ve ulusal etkinliklerde, fuarlardan, çeşitli sponsorluklardan seminerler vermeye, bayilerimizle ilgili görünürlük anlamında çeşitli faaliyetler yapmaya kadar çok geniş bir alanda faaliyet yapıyoruz.

HEDEF PAZARLARIMIZ KUZEY AFRİKA VE ORTADOĞU ÜLKELERİ
Yurt dışında distribütörlerimiz var. Nakliye açısından avantajlı olduğumuz ülkeler bizim için daha uygun oluyor. Örneğin Çorlu’dan Van’a bir tırı yaklaşık beş bin liraya gönderiyorsunuz,1500 dolar diyelim. Dönem dönem İstanbul’dan Brezilya’ya bile 1500 dolara konteynır gönderme şansınız oluyor. Avrupa’da kara nakliyesi olan yerler bizim için uzak bölgeler oluyor ama Kuzey Afrika ve Asya’da deniz kıyısında olan yerler daha uygun ve potansiyeli olan yerler. Bugün Nijerya, Kamerun, Birleşik Arap Emirlikleri, Pakistan, son zamanlarda Katar, İsrail, Yunanistan ve Bulgaristan bizim için daha büyük ve potansiyel pazarlar.

İki sene önce Azerbaycan ve Rusya gibi ülkeleri de sayabilirdim ama o bölgelerde de zaman zaman Türkiye’de olduğu gibi konjonktürel anlamda kırılganlıklar oluyor. Mesela Azerbaycan’da son on ayda iki kere devalüasyon oldu ve parası %100’e yakın değer kaybetti. Bu olanlar ülkede ticaret yapan firmaları ciddi anlamda etkiledi. Bu anlamda bazı ülkelerde istikrarı sağlamak ve uzun vadede hareket etmek konusunda sıkıntılar yaşıyoruz. Suriye pazarı mesela bizim için çok önemli bir pazardı ancak yaklaşık 4 – 5 senedir tamamen durma noktasına geldi. Yine güzel bir örnek Mısır. Mısır’da bizim için ciddi bir potansiyel vardı. Hükümetlerin siyasi birtakım sıkıntılar yaşaması biraz sekte vurdu.

[kutusol=5385] Sonuçta bu tür dış etkenlerden etkilenmemek mümkün değil. En azından nakliye ve kalite olarak rekabet edebileceğimiz pazarlarda doğru firmaları tespit edip onlarla doğru adımları atmayı hedefliyoruz. İngiltere ve Fransa bizim Avrupa’da hedef pazarımız.

Bu ülkelerdeki büyümemiz ve yapılanmamız iyi. Aslında ürün kalitesi olarak Avrupa pazarına girip rekabetçi olma şansımız var fakat bunu yapmak için çok ciddi bir belgelendirme yatırımı yapmamız gerekiyor. Bu yatırımı yapıp karşılığını alma süremiz çok uzun. Açıkçası nakliyeden dolayı çok rekabetçi olamayacağımızı düşünüyoruz. Bu nedenlerle Avrupa pazarında sıkıntılar yaşıyoruz. Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkeleri bizim için daha anlamlı ve hedef pazarlarımızı buralardan seçiyoruz.

ODE’nin yapı ve HVAC olarak ikiye ayrılan faaliyet alanından bahseder misiniz?
Biz HVAC’a Türkçe olarak ısıtma, soğutma ve havalandırma diyoruz. Biz ısı yalıtımını yapılarda, endüstriyel yapılarda ve tesisatlarda olmak üzere üç kullanıma ayırıyoruz. Bugün ODE olarak ürettiğimiz ısı yalıtım malzemelerinden cam yünü hem yapı hem HVAC grubuna giriyor. Kauçuk köpüğü sadece tesisat grubunda kullanılıyor, HVAC grubunda. Üretmiş olduğumuz XPS malzemesi ve bitümlü membran sadece yapı grubunda kullanılıyor. Ciromuzun yaklaşık olarak %70’i yapı grubunda, %30’luk kısmı da tesisat grubunda gerçekleştiriliyor. Isıtma tesisatı, soğutma tesisatında da mutlaka ısı kaybını ya da kazancını önlemek için yalıtım yapılıyor. Bununla ağırlıkla tesisat mühendisleri ilgileniyor.
Yapı grubuyla biraz daha mimarlar, inşaat mühendisleri, su yalıtımıyla da ağırlıkla mimarlar ilgileniyor.

Sanayide kullanılan malzemeler yapılarda kullanılan malzemelerden çok daha farklı. Çorlu’dan örnek verelim; cam yünü fırını 1400 derece, bu fırını aynı sıcaklıkta tutmak için farklı bir yalıtım yapılıyor. Bizim ürettiğimiz ürünlerin bile bazılarını orada kullanamıyoruz. Bizim ürettiğimiz ürünler ağırlıklı olarak yapı ve tesisata giriyor. Biz aynı zamanda belgelendirmede ciddi bir yatırım yaptık. Bütün ürünlerimize EPD belgesi aldık.
Bizim gibi 4-5 farklı ürün üretip, bunların hepsine belge alan bir firma yok.  Biz ODE olarak bugün yalıtım yapıp nasıl doğaya karşı bir artı değer yaratıyorsak aynı  zamanda karbon ayak izimizi ne kadar küçültebiliriz, ne gibi projelerle bunu destekleyebiliriz konusuna da mesai harcıyoruz. Bu nedenle tüm ürünlerimize EPD belgesi aldık. Hatta 2014 yılında mottomuzu ve logomuzu da değiştirdik. ODE yaptığı yalıtımlarla geleceği korur ve güvence altına alır, bunu vermeyi hedefledik. EPD belgesi almamız hiç beklemediğimiz şekilde bazı pazarlarda bize avantaj getirdi. Bugün LEED, BREEAM sertifikasına sahip projeleri segmente eden denetim kuruluşlarının bizim ürünlerimizin kullanılmasına karşılık verdiği daha iyi puanlamalar, daha iyi teşvikler bir anlamda bize avantaj sağlıyor. Yeni üründen ziyade bu anlamda yaptığımız faaliyetler daha anlamlı olabilir.
EPD belgesi bizim bir birim ürünü üretirken çevreye ne kadar zarar verdiğimizi, ne kadar ayak izi bıraktığımızı ortaya koyan bir belge. Örneğin fırını yenilerken oluşturduğumuz sistemle karbon ayak izimizi ciddi anlamda geriye çekmiş oldu. Cam yünüyle ilgili Avrupa’da özel bir dernekten onay aldık. Marka olarak derinleştiğimiz bazı pazarlarda ürünler nezdinde ciddi bir belgelendirme yatırımı yaptığımızı söylemek yanlış olmaz.

2015’te yalıtım sektöründe ilk defa kurumsal sosyal sorumluluk raporu sunan firmasınız. Neden böyle bir rapor yayımladınız?
ODE’nin geçmişten bugüne yaptığı bazı farklı faaliyetler var. Biz bu anlamda da ODE’nin sektörde öncü olduğunu hep söylüyoruz. Örneğin kauçuk köpüğünü Türkiye’de ilk üreten firmadır ODE.
Birçok üretimde biz kendi teknolojilimizi kendimiz üretiyoruz. Lisans ya da farklı bir anlaşmamız olmuyor, bu çok önemlidir. Sektörde birçok firmanın ciddi lisans anlaşmaları var.

Kendi teknolojisini üreten ODE, sektörde global marka olmayı hedefleyen tek Türk markası, aynı zamanda Turquality’e giren ilk firma. Cam yünü yatırımı 2008 yılında Türkiye’nin en büyük 73. yatırımıydı ve bunu yaparken bünyesine Girişim Sermayesi’ni aldı. İnşaat sektöründe girişim sermayesi alan ilk firma desek daha doğru olur. 2007’de hisselerinin %17’sini devredip, 2012’de geri alarak ciddi bir başarı hikayesine imza attı.

Diğer taraftan şu an 2030’daki tüm kurguyu dizayn edip yaptığımız bir üretim tesisimiz var. Bizim HVAC grubuna yönelik üretimlerimiz ve ürün gruplarımız olduğu için tesisat mühendisleriyle ve makine mühendisleriyle önemli bir networking içerisindeyiz.

ODE’nin kurumsal özellikleri ilgili neler söylersiniz? Paydaşlarınızla kurumsal iletişim çalışmalarınızdan bahseder misiniz?
Mesela yurt içindeki bayilerimizin satış uzmanları, patronlarının yanı sıra çalışanlarıyla da bir araya gelip ODE’yi ve markanın tarihçesini anlatıyoruz. Bunu da hatta Orhan Bey bizzat kendisi yapıyor. ODE markası nerden çıktı, vizyonu nedir, kilometre taşları neler gibi konularda bilgiler veriyor. Bunun ilkini Ağustos’ta yaptık, diğerlerini ise Eylül ayında İstanbul Anadolu Yakası ve Ankara’da gerçekleştirdik.

Geçen sene Aralık ayında da tedarikçilerimizi topladık, bunun içine bankaları da dahil ettik, hammadde ve hizmet aldığımız firmaları da davet ettik. Paydaşlarımıza da ODE nereden geldi, nereye gidiyor ve neleri yapmayı hedefliyor, bunları anlattık. Bir firmaya malzeme tedarik ederken bile o firmanın nereye gittiğini, ne olduğunu bildiğiniz zaman daha doğru yaklaşırsınız. Özellikle bankacılardan ve bazı firmalardan çok pozitif dönüşler aldık. Biz bütün herkese paydaş diyoruz. Müşterilerimiz, tedarikçilerimiz, çalışanlarımız, biz hepimiz ODE’nin paydaşlarıyız.

Bu Orhan Bey’in cümlesidir. Mesela şu anda üst yönetim kadrosunda olan arkadaşlarımızın hepsi ODE tarafında karşılanan MBA programını bitirdiler. Personele de ciddi yatırım yapan bir firma.

Bugün ODE’den ayrılan arkadaşlar sektörde vakit kaybetmeden iş bulabiliyor. Bu ODE olarak doğru şeyler yaptığımızı gösteriyor.

Bugün mesela yalıtım sektöründe çalışan birçok arkadaş sadece yapı grubunu biliyor; ama ODE’de çalışan biri yapı grubu olduğu gibi bir de HVAC olduğunu, tesisat mühendisliğini olduğunu görüyor. Hatta endüstriyel tesislere giden arkadaşların bu işin üçüncü boyutunu da yaşıyorlar.

Her ay 1 kere olmak üzere Eskişehir’de uygulamacılara yönelik iki günlük bir eğitim programı yapıyoruz. Bunun haricinde belli müşterilerimize Eskişehir fabrikamıza ziyaret ve üretimi göstermeyi hedefliyoruz. Yine mekanik tesisat mühendislerine yönelik Eskişehir’deki fabrikaya bir gezi yapacağız. Cam yününde yaklaşık 1,5 sene önce yaptığımız yatırımla kalitede, üründe neleri değiştirdik, aldığımız belgelerle neleri hedefliyoruz diye Diyarbakır, Ankara ve Eskişehir’de seminer düzenleyeceğiz yine bu sene içinde. Mayıs ayında Nijerya’da Haziran ayında Mısır’da birer seminer verdik. Ekim ayında İran’da, Kasım’da Dubai ve Fransa’da fuarlara katıldık, Aralıkta da Amerika’da katılacağız.